Yazan: Korhan | 10 Nisan 2009 | Kategoriler: Makine Mühendisliği
Etiketler: avrupa vizesi
Avrupa Adalet Divanı’nın Danimarka’nın yabancılar politikası konusunda verdiği karar, bize haklarımızı sonuna kadar aramamız gerektiğini öğretti…
Ama hakkımızı aramak için önce bu haklarımızın neler olduğuna biraz kafa yormamız gerekiyor.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yapılan anlaşmalara göre, Türk vatandaşlarının Avrupa’da vizesiz seyahat etme olanağının bulunduğunu biliyor muydunuz? Yine bu anlaşmaların Türk vatandaşlarının Danimarka aile birleşimi kuralları dışında tutulmasına olanak sağlayarak, bu alanda hiçbir kısıtlamaya tabi tutulmamaları gerektiğini daha önce hiç duymuş muydunuz?
Acaba kaçımız; 1963 yılında o zamanki adıyla Avrupa Topluluğu olan, Avrupa Birliği ile Türkiye arasında yapılan Ankara Anlaşması’nı, AB ülkeleri ile 1970’te imzalanan ve 1973’te yürürlük kazanan Katma Protokol’u, Gümrük Birliği anlaşmasını biliyor?
Türkiye’deki ve Avrupa’daki bazı Türk dernekleri, hukukçular ve siyaset bilimcileri bu anlaşmaları didik didik inceliyorlar. Ankara Antlaşması’nın Madde 13 ve Madde 14’’üne göre karşılıklı yerleşme serbestliği hakkını Türkiye’nin de kazanmış olduğunu, hem Ankara anlaşması, hem “1970-73 Katma Protokolü” hem de “Gümrük Birliği” gereği Türk vatandaşlarına asla vize uygulanamayacağını ve Avrupa ülkelerinde “iş edinmeleri ve kurmaları” engellenemeyeceğini belirtiyorlar.
Akdeniz Üniversitesi İİBF Dekan Yardımcısı ve Euromaster Direktörü Doc. Dr. Harun Gümrükçü Türk vatandaşlarının Avrupa’da Ankara Anlaşması kapsamında bunduğunu ve vizesiz seyahat etme olanağının bulunduğunu belirtiyor. (Bknz. HABER gazetesi Eylül sayısı).
Vatan gazetesi yazarlarından Yiğit Bulut da 2000 yılından bu yana bu konuyu araştırdığını belirterek, 1 Ekim tarihli köşesinde şunları yazıyor:
“Gümrük Birliği kavramı gereği AB ülkeleri, doğrudan ve dolaylı olarak Gümrük Birliği kavramı içinde kalan Türk vatandaşlarına vize uygulayamaz, AB ülkelerinde çalışma ve yerleşme haklarına engel olamaz. “Bunun kanıtı ne” derseniz, AB Adalet Divanı’nın 11.05.2000 tarihli kararı çok açık: “Türk vatandaşı olan işveren ve serbest meslek sahiplerinin Katma Protokol’ün yürürlüğe girdiği 1973 tarihinden itibaren ‘haklarına kısıtlama getirilmesine’ imkân yoktur”.
Türkiye, katma protokolleri imzalayarak sonradan eklenebilecek maddelere karşı kendini korumuş olmasına rağmen bu hak nedense bugüne kadar gündeme gelmedi. Bu da yetmezmiş gibi, bugün siyasetçilerimiz nedense Avrupa Birliği’ne girebilmek için kazanılmış serbest dolaşım hakkında feragatte bulunabiliyorlar.
Kısacası, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yapılan anlaşmalar gereği Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşları vize zorunluluğunun dışında tutulması gerekiyor. Bu anlaşmalar anadili eğitimi hakkını sağlıyor ve aile birleşimini güvence altına alıyor. Yine bu anlaşmalar Türk vatandaşlarının Danimarka aile birleşimi kuralları dışında tutulmasına olanak sağlıyor.
Ancak Avrupa Birliği ile Türkiye arasında yapılan bu anlaşmaların açığa kavuşturulması ve bu hakların kağıt üzerinde kalmaktan kurtulup hayata geçirilmesi için Avrupa Adalet Divanı’nda örnek teşkil edecek bir dava açması gerekiyor.
Hatırlarsanız, İrlanda’dan açılan bir dava Danimarka’yı da bağladığı için Danimarka Avrupa Adalet Divanı’nın kararına uyacağını açıkladı.
Temmuz ayında Avrupa Adalet Divanı’nın aldığı karar sadece Avrupa Birliği yani Danimarka vatandaşlarını bağlıyor. Çalışma oturma izni ile Danimarka’da yaşayan Türkiye Cumhuriyeti pasaportlu vatandaşlarımız ise bu haklardan hala yararlandırılmıyor. Aslında üzerine gidilmesi durumda Danimarka’daki Türk vatandaşlarının da yabancılar yasası kapsamı dışında tutulduğu görülecektir. Almanya’da işsiz kaldığı için oturma ve çalışma izni bulunmayan bir Türk vatandaşı, Avrupa Adalet Divanı’na başvurdu ve Alman yetkililer bu vatandaşımızın oturma ve çalışma iznini uzatmak zorunda kaldılar.
Aarhus’ta faaliyet gösteren Anadolu Kültür Derneği bu anlaşmaların vatandaşlarımıza sağladığı hakların belirlenmesi ve açıklığa kavuşturulması konusunda bir çalışma başlattı.
Yabancılarla evli Danimarkalıların kurduğu ve 150 çiftin üzerinde üyesi bulunan Sınırlar Ötesi Evlilik(Ægteskab Uden Grænser) adındaki bir dernek yıllarca aile birleşiminin önündeki engelin kaldırılması için hukuk mücadelesi veriyor. Bu dernekte kaç tane Türkiye kökenli üye var, biliyor musunuz? Bir elin beş parmağını geçmez.
Bir çok vatandaşımız haklarını arayamadığı için ya yuvalarını yıkmak zorunda kaldı ya zorunlu olarak ayrı yaşamaya başladı ya da İsveç’e göç etmek zorunda kaldı.
Artık sahip olduğumuz hakların neler olduğunu öğrenmenin, sonra da bu hakları kullanıp korumanın zamanı geldi. Unutmayalım; hak verilmez, alınır
Elimizde Varolan Bu hakkımızı Aramak bizim elimizde olan bişey Lütven bu konuyu tüm Arkadaslarınıza yollayınki Bu konuyla alakalı sorunu olan herkes bilgi sahibi olsun