Güzel bir anı veya acı bir tecrübe..

Yazan: Korhan | 02 Kasım 2009 | Kategoriler: Makine Mühendisliği
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

İşte pek çok çalışanı bitiren bu tip lafların söylendiği, söylenmese de hissedildiği anlardır… MESS ve TİSK’in değerli başkanı Tuğrul Kutadgobilik geçen gün bir anısını paylaştı.

Bilmeyenler için; Tuğrul Bey çok uzun yıllar Koç Gurubu’nda üst düzey yöneticilik yapmıştır. İnsan Kaynakları alanında gerçekleştirdiği yenilikler, uygulamalar ile hem kendi gurubunun hem de bu alanda çalışanların takdirlerini kazanmıştır. Koç’tan yaş haddinden emekli oluktan sonra Türk iş dünyasının en önemli iki kurumunun başına geçmiştir. Gördüğümüz kadarıyla da harika işler yapmaya devam etmektedir.

Anlattığı öyküye gelince;

Yıllar önce Arçelik yönetimi, teknolojik bir devrim yapmak üzere,
buzdolabının en önemli parçası olan kompresörü üretmek için Amerika’dan milyonlarca dolara, tam otomatik bir makine getirtir.
O zaman teknoloji harikası makine Eskişehir’deki fabrikaya monte edilir.
Herkes çok heyecanlı, heveslidir.
Türk mühendisler eğitim, doküman vs alır ve montaj, çalıştırmak için günlerce uğraşırlar.
Fakat yeni makineyi bir türlü çalıştıramazlar.
Yönetim, çaresiz Amerika’dan yardım ister.
Taaa öbür kıtadan İki uzman gelir.
Uzmanlar, çalışmaya başlamadan;
‘’bize birer kasa bira ve paketlerce sigara getirin’’ derler.
Garipsenir, tuhaf karşılanır, ancak çare yoktur.
Paketlerce sigara, şişelerce bira dizilir önlerine.

Merak, gerginlik, kaygı ile karışık duygularla, heyecanlı bekleyiş aşlar.

Amerikalı uzmanlar makinenin altından girip, üstünden çıkar,
kan ter içinde günlerce, haftalarca uğraşırlar.
Amerika’da yüzlerce fabrikada çalışan teknoloji harikası,
Türkiye’de çalışmamaktadır.
Okyanus aşırı, onlarca gergin telefon görüşmesi,
toplantı, çaba boşunadır. Alet çalışmaz!

Şaşkına dönen Arçelik yetkilileri,
daha genç bir delikanlı iken, çırak olarak çalışmaya başlayan,
efsane Zeki Usta’larına başvurmak istediklerini söylerler.

Amerikalılar büyük tepki gösterir. Bazı Türk mühendisleri de onlara katılır;

‘’canım tamam, Zeki Usta bugüne kadar elini değdiği her şeyi onarmıştır.
Her sorunu çözmüş, ürün geliştirilmesine katkı veren, yenilikçi pek çok fikir vermiştir. Ama o kadar da değildir artık! Her şeyin de bir sınırı, yeri yordamı vardır!’’

Zıt fikirli iki gurup oluşmuş, bir taraf;

- ‘’ eğitimi, doğru dürüst okuması yazması bile olmayan Zeki Usta’nın bu işe karışmaması gerektiğini’’ savunuyor,

diğer taraf da;

- ‘’yapacak başka şey kalmadı, denemekten ne çıkar?’’ diyordu.

Sonunda emir demiri kesti, büyük patron Zeki Usta’nın deneme yapmasını emretti.

Zeki Usta mavi gömleği, halim selim tavırlarıyla ve elinde kocaman tahta bir tokmakla geldi.
Günlerce o tahta tokmakla alete tık tıkladı, dinledi. Seyretti, düşündü, altına girdi, yandan baktı. Ama daima ve hafif hafif tıklamayı sürdürdü.

En sonunda; ‘’tamam çalıştırabilirsiniz!’’ dedi.

Büyük sessizlik, tedirginlik ve heyecanla düğmeye basıldı…

Makine tıkır tıkır çalışmaya başladı.

Herkes büyük şokta! Özellikle Amerikalı uzmanlar.

Nasıl yaptın, sorun ne idi?

Yanıt basit; ‘’dengeli oturmamıştı, dengeledim…’’

Olay uzunca bir süre ilgili çevrelerde yankılandı, kulaktan kulağa yayıldı.
Zeki Usta’ya saygı arttı, terfi üstüne terfi etti. En yüksek seviyeden emekli oldu.

Ancak o yükselmekte iken bazı mühendisler, çalışanlar;

‘’ben onun altında çalışmam!’’ diyerek istifa ettiler ya da verilen görevleri kabul etmediler.

Sn. Kutadgobilik seneler içinde;

- Zeki Usta ile çalışanların çok yükseldiğini, pek çok şirkette üst düzey yönetici, girişimci, genel müdür olduklarını izlediğini,

- Ret edenlerin ise kariyer ve yaşam başarılarının çok düşük, hatta berbat olduğunu gözlemlediğini paylaştı.

Kulaklara küpe olması gereken önemli bir anı…

Benzer Yazılar

Yorum yapın